çok saçma

Olmayan aklında hafif bir son ya da bahar belirdi belli belirsiz zayıf bir kış akşamında ama Türkçe’ye çevrildiğinde çok saçma burun kılları dillerine dönüştü ve gerekmediği kadar kar yağdığı için, gerektiği kadar ayı postu serildi. Hiç yoktu aslında küfür etmek aklında ve olmadığı yerden öyle seslendi… Söylendi, sersemledi, savsakladı…Tam olarak yazamıyor insan; iradesinin elverdiği garip, anlaşılmaz ölçülerde ve her susmak istediğinde ölesiye konuşmak isteyen ama bir türlü kusamayan bir cins var karşısında. Neyse ki sessizdi. Sigarasını yaktı ateşi keşfeder gibi. Sigara yandı tabii ki doğası gereği, her şey gibi… Evet buradan sana ekmek çıkmaz, çünkü burası ucuz insanların başkalarını kemirerek hayatta kalmaya çalıştıkları nükleer bomba yemiş bir toprak ve ne geleceği ne de geçmişi zerre umursamayan, umursanmayan, garip bileşiklerle dolu bir ahiret, ya da garip bir araf. Dinlemekten bıktığı kadar söylemekten de çekinen, tıkıldığı tımarhane ya da kumarhaneye ibadet eden ve tatlı dilden komple uzaklaşmış aciz bir kemirgen o, kimseden taraf. O öyle bir kemirgen ki; tahmin edilenin azından ve umut edilenin çoğundan çok, zahmet edilenin çoğundan ve en az rahmet edilenin betinden bet bir halde. Ve zavallı, bedbaht hapishane faresi? Onlarla mı hapsettiler seni yoksa; onları mı seninle?

Leave a Reply